Arşiv Ağustos, 2009

Fullmetal Alchemist (鋼の錬金術師 Hagane no Renkinjutsuşi, Metal Simyacı)

28 Aug 2009
Fullmetal Alchemist

Fullmetal Alchemist

Hayranları tarafından FMA veya Hagaren şeklinde kısaltılan ve Hiromu Arakawa tarafından yaratılan “Fullmetal Achemist” (鋼の錬金術師,  Hagane no Renkinjutsuşi, Metal Simyacı) animesi, aylık Shonen Gangan dergisinde manga (japon çizgi romanı) olarak yayımlanıyorken, 2003 yılında anime (japon animasyonu, çizgi film) olarak televizyonlarda gösterilmeye başlandı. Yaklaşık 1 yıl boyunca yayımlanan animenin dünya çapında bir hayran kitlesi oluştu. Eylül 2005 ve 2006 yılında TV Asaşi’nin internet sitesinde yayımlanan bir yarışma ile gelmiş geçmiş en iyi anime seçilmiş ve 2005 yılında Anime Insider tarafından “yılın animesi” seçilmiştir. 2005 yılında Fullmetal Alchemist Conqueror of Shamballa (Şambala Fatihi) adıyla anime filmi de çekilmiştir. Film dizi bittikten sonra devamı niteliğinde, 1927 yılı Almanyası ile alternatif veya paralel dünya Amestris (Shambala) arasında birbirlerini yitiren kardeşlerinin hikayesini anlatmaktadır.

Karakterlere ve kısa tanıtımına gelince ; Edward Elric ile kardeşi Alphonso Elric nerede varolduğunu bilmediğimiz -ancak Conqueror of Shamballa filminde bazı ipuçları olan- alternatif bir dünyada Amestris adlı ülkede Resembool köyünde yaşamaktadırlar. Bu alternatif dünyada simya bilimi temel bilimlerden sayılmakta ve yetenekli simyacılar devlet tarafından alınıp ayrıcalıklı bir hayat karşılığında State Alchemist (Devlet Simyacısı) olarak çalışabilmektedirler. Yakın geçmişte Amestris Ishibal ile bir iç savaşa girişmiş ve devlet simyacıları bir nevi “insan-silah” olarak Ishibal halkının büyük bir kısmını yoketmiştir. Bu iç savaş neticesinde devlet simyacılarına halk arasında korku ve nefretle karşık bir saygı duyulmaktadır. Alphonso ve Edward kardeşler, küçük yaşta babaları tarafından terkedilmiş ve anneleri de bir salgın hastalıktan dolayı ölmüştür. Kardeşlerin simya (alchemy) olan ilgisi ve yetenekleri ve elbette çaresizlik sebebiyle Simya dünyasında bir tabu sayılan “insan dönüştürme – ölüyü canlandırma” dönüşüm çemberini kullanarak annelerini geri getirmek isterler. Ancak Simya dünyasında “eşit takas” denilen bir kural mevcuttur ki bur kurala göre dönüştürmek istediğin şeyin karşılığında ona eş bir şey daha vermen gerekmektedir. Annelerini geri getiremedikleri gibi Alphonso bütün bedenini abisi Edward’da sol bacağını kaybeder, iyice umutsuz duruma düşen Edward kardeşinin ruhunu sağ kolu pahasına geri getirir ve bir zırha bağlar, Edward’ında sol bacağı ile sağ kolu yeline automail denilen robot kol ve bacak takılır. Zaten “Fullmetal” ismini de bu sebeple alacaklardır. Böylece sezon boyunca devam edecek olan bedenlerine yeniden kavuşma amaçlı yolculuk başlamış olur…

2009 yılında ilk anime 20 bölümlük manga aslında sadık bir yeniden çevrimle piyasaya sürülür. (Fullmetal Alchemist – Brotherhood) Çizgi dizinin henüz bitmediği, cevaplanmamış bir çok soru ve son bölümdeki süpriz şüphe ile anlaşılmaktadır, merakla devamının çekilip çekilmeyeceği beliyoruz.

FMA ile ilgili diğer kaynaklar ;
* Fullmetal Alchemist Wikipedia TR
* Fullmetal Alchemist Wikipedia EN
* FMA Bölüm Listesi (Anime)
* FMA Bölüm Listesi (Manga)
* FMA Fan Sayfası EN
* Anime.Gen.TR FMA Sayfası
* Ekşi Sözlük FMA

2012 Movie, New Trailer (2012 Filmi Yeni Fragmanı)

28 Aug 2009

Bu sitede BURADA ve BURADA bahsettiğim Roland Emmerich’in yönettiği ve başrolünde John Cusak’ın oynadığı 2012 Filminin yayımlanmasına az bir süre kala, Türkiye’de 13 Kasım 2009, filme ait yeni bir fragman gösterime girdi. Sinemalarda da yayımlanan bu fragman şöyle;

Earthlings, Hayvanlara Uygulanan Eziyete Dur De!

26 Aug 2009

Markete gidip ambalajlanmış bir et “ürünü” alıyorsun.. aklında o akşam yapacağın yemeğin fikri, ağzında da lezzeti.. Peki hiç düşündün mü, o “ürün” nereden geliyor? Hiç yiyeceğin bir hayvanı kendin kendin kestin mi? Bu dünya sadece biz insan türü için mi var? Evine alıp sonra sıkıldığın sokağa attığın köpeğinin sensiz uzun bir süre yaşayamacağını biliyor muydun? Neden bunu yapıyorsun? Hayvanlardan daha akıllı daha güçlü daha yetenekli olduğunu düşündüğün için mi? Aslında bunun bir yanılgı olduğunu da biliyorsun öyle değil mi.. Asla duyamayacağın seslerle, asla göremeyeceğin renklerle, asla kokusunu alamayacağın şeylerle dolu bir hayat..

Earthlings (Dünyalılar) 2003 yılında Shaun Monson‘un yönettiği, Joaquin Phoenix ve Persia White’in anlatıcılığını yaptığı bir belgesel. İnsan türünün bu gezegendeki diğer topluluklara, hayvanlara uyguladığı ve pek sorgulamadığı eziyeti anlatıyor. Görüntüleri izlemek çok zor ama bir kez izlediğiniz zaman neden et yediğinizi, gerçekten et yemeye ihtiyacınız olup olmadığını sorgulayacağınız bir yapım. Hayvanların baarınaklarda çektiği eziyetler, toplu öldürmeler, gıda sektöründeki katliamlar, hayvanların giysi sektöründe acımasızca kullanılması, eğlence ve bilimsel araştırmalarda yine hayvanlara uygulanan vahşi yöntemler.. Belgeselde şöyle diyor : “İnsan türü hayvanlar söz konusu olduğunda Naziler gibi davranıyor.. Yahudilerin eziyeti bitti ama onların çektiği eziyet son bulacak gibi görünmüyor..”

Aslında son bulabilir, hayvanlara birer “ürün” “giysi” “yiyecek” “deney aracı” “eğlence” olarak bakmadığımızda bitecek. İnsan türünün hayvanlar üzerindeki türcü/nazi davranışlarının sona ermesine sende/bende/bizde katkıda bulunabiliriz.. Herşey elimizde..

Kaynaklar :
* Earthlings.com/
* HAYTAP Tanıtım Sayfası
* İndirmek İçin : Earthlings.Avi
* Altyazısı : Earthlings.Srt

Inglourious Basterds (Soysuzlar Çetesi)

23 Aug 2009

Quentin Tarantino‘nun yeni filmi “Inglourious Basterds” (Soysuzlar Çetesi) filmi ülkemizde geçtiğimiz cuma 21 ağustosta gösterime girdi. Film Quentin Tarantino sinemasının klasik öğelerini taşıyor ; bölüm bölüm yapılan anlatımlar, sinemasal göndermeler, şiddetin açıkça gösterimi gibi..

Filmi izlemeyenler için aşağıda epey spoiler mevcuttur

Bir zamanlar Nazi işgalindeki Fransa..” ön bilgisiyle açılan filmdeki ilk sahne kusursuz oldukça iyi çekilmiş, bunda film boyunca usta işi oyunculuk sergileyen “Yahudi Avcısı” Albay Hans Landa rolündeki Christoph Waltz‘un etkisi çok büyük. Oldukça zeki olan, İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Almanca’yı neredeyse kusursuzca konuşan Avusturalyalı aktör bir çok eleştirmene göre de filmin en etkileyici oyunculuğunu son sahneye kadar sürdürüyor. Hatta filmde Brad Pitt’de dahil olmak üzere bir çok oyuncuyu gölgede bırakmış ve bu rolü ile Cannes Film Festivalinde ödül almıştır. Albay Landan’ın ziyaret ettiği evde süregiden gerilim filmin ilk bölümünü oluşturuyor, sonunda Albay Landan’ın evde saklanan yahudi aileyi zekice diyaloglar ile ortaya çıkarması ve ailenin alman askerlerince katledilmesi ancak daha sonra Nazi üstdüzey subaylarının akibetine sebep olacak olan küçük kız Shosanna Dreyfus (Mélanie Laurent) evden kaçarak kurtulması ile birinci bölüm sona eriyor..

İkinci bölümde Soysuzlar Çetesi ile tanışıyoruz, Tennessee’li Teğmen “Apaçi” Aldo Raine (Brad Pitt) komutasında ABD gizli servisi tarafından görevlendirilmiş bir grup asker, aralarında üstlerini birer birer öldürmüş, pek konuşkan olmayan bir alman asker Hugo Stiglitz (Til Schweiger) ve çoğunluğu yahudi olan amaçları 100 Nazi askeri kafa derisi getirmek olan gizli bir örgütlenme.. Bu bölümde kafa derisi yüzmeler ve “Yahudi Ayısı” lakaplı çavuş Donny Donowitz’in (Eli Roth) beyzbol sopası ile kafa patlatma aktivitelerine rastgeliyoruz..

Üçüncü bölümde Shosanna’yı Paris’te bir sinema salonu işletmecisi olarak görüyoruz. Filme bu aşamada “Ulusal Kahraman” Fredrick Zoller (Daniel Brühl) katılıyor. Alman oyuncuyu daha önce “Elveda Lenin” ve “Edukators” filmlerinden hatırlıyoruz. Tek başına 300 den fazla askeri öldürerek kahraman statüsüne ulaşan sinemasever Nazi askeri Zoller ile birlikte Nazi üstdüzey subaylarının, Zoller için çekilen filmin bu sinema salonunda gösterilmesi fikri ile Kino Operasyonu fikri kesişiyor…

Filmin kalan bölümlerinden söz etmeyeceğim, merak etmeniz için mesela sonu iyi bitmeyen bir Cindirella hikayesinin de filmde olduğunu söylemeliyim.. Tarantino sinemasının temel öğelerini barındırmasına karşın eleştirmenler bu film konusunda ikiye bölünmüş gibi görünüyor; Mesela filmin 1944 yılında Hitlerin sinemada öldürülmesi ile alternatif bir tarihin yazılmasını, kesinlikle objektif olmayan daha çok Amerikalı gözüyle yazılmış olması gibi öğeler filmin pek anlaşılamayan ve olumsuz eleştiri alan yönleri gibi görünüyor. Sanal bir yahudi intikamı, filme Vietnam’da kahramanlık yapan Amerikalı asker Rambo tadı vermiş. Gerçi yönetmenin tarihsel bir filmden çok “fantastik” bir film çektiği söylenebilir ama işin içinde insanlık tarihinin kara lekelerinden Nazi faşizmi olunca çok fazla fantastik kaçmak filmin ciddiyetinden de epey götürüyor. Soysuzlar Çetesinin bir grup psikopattan oluşması da uygulanan şiddetin bir tür “eğlence” diliyle anlatılması da maalesef anti-kahraman prototipine oturmuyor. Filmin bazı yerlerinde Nazilerle Alman halkının sanki eşanlamlı kullanılması da yukarıda sözünü ettiğim objektiflikten uzak oluşunun bir başka göstergesi.

Bunların dışında karakterlerin oyunculukları, kamera ve ışık, müzikleri, sahne planları ile oldukça iyi bir film. Gidip görmenizi tavsiye ederim..

İlgili Kaynak ve Diğer Okumalar ;
Inglorious Basterds Official Site
Uğur Vardan’ın Yazısı
Ekşi Sözlük Inglorious Basterds