Arşiv 'Sanatsal'Kategori

2012

13 Nov 2009
2012

2012 Movie

Uzun zamandır merakla beklediğimiz 2012 filmine, gösterime girdiği gece 19:00 seansında neredeyse koşturarak gittik. Gittiğimiz sinemada 3 salonda oynayan ve akşam seansında filmin oynadığı tüm salonların dolu olması da insanların pek belli etmeselerde 2012 meselesi ile öyle ya da böyle ilgilendiğini gösteriyordu kanımca..

Roland Emmerich‘i The Day After Tomorrow, Independece Day, Godzilla gibi felaket filmlerinden tanıyoruz. The Day After Tomorrow (Yarından Sonra) küresel iklim değişimi konusunda uyarıcı niteliği ile dikkat çeken, özel efektleri ile çok konuşulan bir film olmuştu, ben o filmi beğendimi söyleyebilirim. 2012 filminde hikayemiz 2009 yılında Hintli bir astrofizikçinin güneşteki solar aktivitenin artmasına bağlı olarak nötrinoların davranış değiştirdiğini ve buna bağlı olarak dünyanın çekirdek ısısının artacağı, kutupların yer değiştireceği öngörüsü ile açılıyor. Sonuçlar hükümetlere bildiriyor ve beklediğimiz gibi, hükümetler “anarşi çıkar” gerekçesi ile halkı haberdar etmeme kararı alıyorlar. Tabi, üst düzey hükümet görevlileri, bazı bilim adamları ve “1 milyar euro” sahibi zenginler halktan sayılmadığından onların kopacak kıyametten ve kurtuluş için tasarlanan “Nuh’un Gemilerinden” haberdar ediliyorlar. Hikayemiz kahramanı geçimi limuzin şoförlüğü yapan, sadece 500 kopya satabilmiş “Evimiz Atlantis” adlı bilim kurgu kitabının başarısız yazarı Jackson Curtis (John Cusak) dağılmış ailesini bir arada tutmaya çalışan baba rolünde film boyunca oldukça sıkıcı duygusal anların dışında John Cusak’ın başarılı bir performans gösterdiğini söyleyebiliriz ki, filmin asıl adamı, İsa kılıklı, kaçık radyocu Charlie Frost (Woody Harrelson) Emmerich, bu çatlak radyocu ağzından dolaşan tüm komplo(!) senaryolarının doğru olduğunu haykırıyor, haykırmak ne kelime, Yellowstone süper volkanı patladığında, volkanın hemen kenarından radyo yayını ile tüm ABD’ye volkanın patlama anını ve insanlığın sona erdiğini müjdeliyor neredeyse :) Hazır yeri gelmişken, Yellowstone patlamasının müthiş kurgulandığını da belirtmem gerek, zaten 200 milyon dolarlık bütçesi ile film bir görsel efekt şöleni aslında..

10.5 şiddetindeki depremle Los Angeles depremle yıkılırken önce limuzinle sonra da küçük bir uçakla kaçan Curtis ailesi, Yellowstone patlamasının küllerinden de kurtulmayı başarıyor. Los Angeles’ın okyanusun sularına gömüldüğü an gerçekten dehşet verici, tabi sadece ABD ile kalmıyor felaketler, gezegenin neredeyse her yerinde devasa depremler oluyor ve bütün dini, kültürel semboller çatır çatır yıkılıyor. Kıtaların hareket etmesi sebebiyle de 1500(!) metrelik devasa tsunamiler Himalayalar dahil her yeri sular altında bırakıyor. Tam anlamıyla bir katastrofi yani. Ancaaak filmde öylesine “hadi lan ordan” diyeceğiniz mantık hataları var ki, gözünüzü sürekli kaşındıran çapak gibi batıyor ; Himalayaların çöktüğü ve artık “dünyanın tepesinin” Ümit Burnu olduğu tüm katastrofi 27 gün sonra bitiyor??!! Yellowstone gibi bir süper volkanın patladığında tüm gezegeni yıllar sürecek nükleer kışa mahkum ettiği gerçeği de nedense göz ardı edilmiş. 1500 metrelik dev tsunamilerin oluşup oluşmayacağı da bir başka muamma, bu kadar devasa kütleli bir suyu kaldıracak devasa enerji nasıl oluşuyor acaba? Nuh’un Gemilerinde zenginlerin bile kategorize edilmesi ve elitlerin insan türünü devam ettirme hırslarının sadece kendilerine ait olduğu fikri güzel işlenmiş ancak filmin ikinci yarısında neredeyse tüm atraksiyon bu gemilerin içinde John Cusak’ın uzun sıkıcı duygusal sahneleri ve kahramanlıkları ile geçiyor, yükselen tempo filmdeki gökdelenler gibi çöküyor.

Üstelik filmin sırtını yasladığı Mayalardan, takvimlerinden bir kaç beylik sözcük dışında hiç söz edilmiyor. Marduk/Nibiru gezegeni de hiç ortalarda görünmüyor. Tüm yaşamı altüst eden kargaşadan doğması kaçınılmaz kaos, büyük yıkım görüntüleri – oda çoğu ABD’de- anlatılmıyor bile. Vatikan’ın depremle yıkılması dışında Avrupa’dan da başka bir şey göremiyoruz. Filmde politik göndermeler yok mu var elbette gemilerin ve Norveç’teki Kıyamet Sığınağına benzer yapının Çin’de olması, gemilere sadece “çok” elitlerin bindirilmesi, 1 milyar euro yatıran bazı elitler bile neredeyse binemiyordu, sığınağı inşaa eden işçilerin tabi ki gemilere alınmaması, Siyahi ABD başkanının son kertede insanlığa sonun geldiğini açık etmesi vs. yani fazla derinlik barındırmayan klişe söylemlerden ibaret kalıyor.

Sözün kısası, büyük beklenti yaratan film maalesef beklentileri karşılamaktan uzak fakat kötü bir yapım değil, izleyip kararı kendiniz vereceksiniz tabiki, benim önerim göz atmanız yönünde olacaktır.

District 9 (Yasak Bölge 9)

08 Nov 2009

Yasak Bölge 9Yağmurlu bir pazar gecesinde, yapılacak en güzel iş ya evde oturup CNBCE dizilerini izlemek ya da kente iyi bir film gelmişse gitmektir. Biz ikinci seçeneği tercih ettik, Yapımcılığını Peter Jackson‘ın, yönetmenliğini Neill Blomkamp yaptığı District 9 (Yasak Bölge 9) adlı filme gitmeye karar verdik. Yönetmeni tanımıyorum ancak, yapımcı Peter Jackson’ın Yüzüklerin Efendisi üçlemesindeki harika işini ve ardından aynı güzellikteki King Kong filmi başarısını biliyorduk. IMDb (Internet Movie Database) notu 10 üzerinden 8.4 görünüyor. Bu oldukça iyi bir not ve ayrıca film hakkında Radikal 2′de çıkan yazının da tahrik etmesi üzerine 19:30′da film için biletlerimizi aldık.

Dikkat! Filmi izlemeyenler için aşağıda bol miktarda spoiler bulunmaktadır.

Filmin konusu kısaca şöyle ; yaklaşık 20 yıl önce Güney Afrika’nın Johannesburg kenti semalarına devasa bir uzay gemisi park eder, dünya uluslarının ilk tepkisi ya bir saldırı ya da teknolojik ilerleme de yardımdır ancak bunların hiç birisi olmaz. Durum farklıdır, kendi gezegenlerinde filmde bahsedilmeyen bir sorundan dolayı gezegenimize gelen uzaylıların hali, beklentilerin ötesindedir. Üstelik ilk geldiklerinde de gemilerinden düşüp kaybolan bir parça sebebiyle harekette edemiyorlardır. Film alışılagelmiş uzaylı filmlerinden farkını zaten ilk başta göstermektedir. Genellikle New York, Washington, Londra, Paris gibi dünyanın gözde metropollerine musallat olan uzaylılar nedense G. Afrika’nın başkenti Johannesburg’u tercih etmişlerdir. Aslında yönetmenin bu kenti seçmesindeki ince politik göndermeyi filmin ilerleyen sahnelerinden anlıyoruz. 20 yıl boyunca herhangi bir somut fayda sağlamayan uzaylılara halkın davranışı, sonraları 1992 yılında Nelson Mandela’nın çabaları sonucu son bulan, G.Afrika’da beyazlarla, siyahlar arasındaki ayrımcılık (Apartheid) politikalarına benzemektedir, filmde bu kez ayrımcılığa ve dışlanmaya maruz kalan “siyahlar” uzaylılar olacaktır, üstelik ironik bir şekilde onları istemeyen G.Afrikalı siyahlardır. Uzaylıların böceği andıran görünüşleri sebebiyle halk onları “karides” diyerek aşağılamakta, 9. Bölge adı verilen varoşlarda, oldukça pis ve sağlıksız, besinsiz koşullarda yaşamaya zorlamaktadır.

Uzaylılar ile ilgili kontrol ve denetim Multi National United MNU (Çok Uluslu Birlik) adıyla kurulan bir birime devredilmiştir. MNU, 9. Bölgeyi tahliye edip, uzaylıları Johannesburg’un 200 km uzağına bir yere taşıma kararını uygulamak ister ki, bu noktada filmin başrolündeki tahliye biriminin başına getirilen Wikus van de Merwe (Sharlto Copley) mükemmel oyunculuğu ile tanışıyoruz. Operasyon sırasında bulduğu bir sıvı yüzüne gelen De Merwe, kısa bir zaman içinde mutasyona uğruyor ve film bu noktadan De Merwe’nin içine düştüğü bu akıl almaz durumdan kurtulmaya çalışması sırasında yolu kesişen bir başka uzaylının ana gemiyi çalışır hale getirme çabalarıyla birleşiyor.

Film 2009′un en başarılı yapımları arasında gösteriliyor. Önümüzdeki cuma gösterime girecek 2012 filmi konusundaki fikirlerim saklı kalmak koşulu ile bu fikre katıldığımı belirtmeliyim. İnsanlığın güç, zenginlik histerisiyle kendi türüne uyguladığı zalimlik elbette uzaylıları da buluyor. Gettolara kapatılıp yarı ölüme terk edilen, laboratuarlarda deneylerde canice kullanılan uzaylıların durumu bize yabancı değil. Çünkü biz insanoğlu/kızı bunu zaten hem kendi türümüze hem de diğer canlılara yapıyoruz. Uzun yıllar ayrımcılığa, köleliğe, aşağılanmaya maruz kalmış siyahların bu kez beyazlar gibi davranıyor olması da, insanlıkla ilgili içimizde kalmış son umut kırıntılarını da yok ediyor. Bazı yerlerde filmde siyahların ayrımcı, çeteci, baskıcı gösterilmesi eleştirilmiş ve “ABD’de yaşayan siyahlar böyle gösterilebilir miydi?” sorusu sorulmuş. Ben böyle düşünmüyorum bence yönetmen, ayrmcılığın asıl vatanında ezilenlerin bile bir süre sonra kendilerinden daha aşağı olduğunu düşündüğü bir türle (veya ırkla) karşılaştığında zalimleşebilecekleri fikrini vermeye çalışmış.

Sonuç itibari ile başarılı oyunculukları, özellikle Wikus van de Merwe rolündeki Sharlto Copley’in muhteşem oyunculuğu, ince politik göndermeleri ve görsel efektlerdeki başarısı nedeniyle filmi tavsiye ediyorum. İyi seyirler.

Ubuntu 9.10 Karmic Koala Çıktı!!! (Ubuntu 9.10 Karmic Koala Released)

30 Oct 2009

Alfa sürümlerinden beridir ilgiyle izlediğim Ubuntu 9.10 Karmic Koala nihayet çıktı. Dün temiz kurulum yapmak için indirip CD’ye yazdım ve biraz heyecanla bilgisayarımı yeniden CD’den başlattım, daha öncesinden md5sum doğrulaması da yaptırdım, sorun yok.. Nasıl yapılacağına gelince ; Diyelim ki http://www.ubuntu.com/ sitesinden Desktop 32 bit sürümünü indirdiniz, eğer masaüstüne atmışsanız “ubuntu-9.10-desktop-i386.iso” göreceksiniz. Bunun için Uçbirimi açıyoruz ve
cd Masaüstü
komutunu veriyoruz, ardından indirdiğimiz 32 bit. Desktop sürümü için ;
md5sum ubuntu-9.10-desktop-i386.iso
komutunu veriyoruz.
Doğrulama anahtarı :
8790491bfa9d00f283ed9dd2d77b3906 *ubuntu-9.10-desktop-i386.iso
doğrulama biraz uzun sürebilir yukardaki kodla karşılaştırın, eğer tutuyorsa sorunsuz indirmişsinizdir. Kurulum bilgileri için ; Ubuntu Türkiye Wiki 9.10 Kurulumu sayfasına göz atın.

Bilgisayarımda Kubuntu’da bulunuyordu ancak Ubuntu Alfa/Beta heyecanından Kubuntu’yu neredeyse hiç açmadığımı ve ihtiyaç duymadığımı hissettim, kurulumda KDE’ye veda ettim, ilerde belki yeniden görüşürüz, şimdilik GNOME ile çok iyiyim. Ubuntu 9.10 ile gelen yeni kurulum ekranı oldukça güzel, CD’den kurulum bitene kadar güzel bir tanıtım izliyorsunuz ki, Ubuntu ile ilk kez tanışanlar için hem heyecan verici hem de cesaretlendirici :) Yaklaşık 20 dakikada kurulum tamamlandı ve bilgisayarımı yeniden başlattım. Bu sefer sadece Ubuntu 9.10 olduğundan Grub ekranı gelmeden açılış çalışmaya başladı.. şunu belirtmeliyim ki açılış süresi 9.04′e göre 5-7 saniye daha uzun sürüyor gibi. (Yalnız kapanış gerçekten hızlı, neredeyse 5 saniye de kapanıyor) Alfa ve Beta’dan bildiğim Ubuntu 9.10 “temiz” kurulumla karşımdaydı işte, değişmiş olan Humanity teması ile beni karşıladı.. Yeni Bildirim alanı çok güzel olmuş ancak Pidgin‘in olmaması üzücü, tabi ben hemen kurdum. Empathy‘ye bir türlü ısınamadım, belki alışkanlıktandır. Şunu söylemeliyim ki, varsayılan arka plan gerçekten çok kötü :D neyseki yeni Ubuntu’da çok güzel arka planlar mevcut. Sözü fazla uzatmadan, Ubuntu’nun 9.10 sayfasına sizi yönlendirmek istiyorum :  http://www.ubuntu.com/products/whatisubuntu/910features

Ubuntu’muzu sıfırdan kurmuşsak ilk yapmamız gereken şeyler konusunda size bir kaç ipucu vereyim, Önce flash, codec gibi ayrıntıları halledelim bunun için Uçbirimi açıyoruz (Uygulamalar -> Donatılar -> Uçbirim)
sudo aptitude install ubuntu-restricted-extras
Daha sonra Adobe Flash için ;
sudo apt-get install adobe-flashplugin
Bazı codecler ve diğer 3. parti yazılımları Synaptic Paket Yöneticisi‘nde görüp yükleyebilmek için Medibuntu deposunu ekliyoruz ;
sudo wget http://www.medibuntu.org/sources.list.d/`lsb_release -cs`.list –output-document=/etc/apt/sources.list.d/medibuntu.list; sudo apt-get -q update; sudo apt-get –yes -q –allow-unauthenticated install medibuntu-keyring; sudo apt-get -q update
ve
sudo aptitude install w32codecs libdvdcss2
komutlarını veriyoruz.

Ayrıca BURADAKİ siteye göz gezdirirseniz, kurulumun ardından, size bazı yüklemeler ve programlarla ilgili fikir verecektir.

Ayrıca ;
* Getdeb
* PlayDeb.net (Oyunlar için)
* Get Ubuntu Applications!
* Linux App Store
siteleri de size Ubuntu programlarının ve yazılımlarının kolayca yüklemesini yapabilirsiniz.

Ben kurulumun ardından sık kullandığım yazılım ve programları hemen ekledim;
* Ubuntu Tweak
* Pidgin
* Google Chrome
* Google Earth
* Cheese
* VLC Media Player
* Compiz Config Manager ve Compiz Fusion Icon
* Ses CD Aktarıcısı
* Sound Conventer

Sistemimden bir kaç ekran görüntüsü atayım da tam olsun :D

123

Ubuntu 9.10 Karmic Koala Beta Duyuruldu

04 Oct 2009
Ubuntu Linux

Ubuntu Linux

Bir önceki yazımda Ubuntu 9.10 Karmic Koala Alpha 6 duyurusunu yapmıştım. 17 Eylülde yayımlanan Alpha 6 önemli değişiklikleri içeriyordu. Ubuntu’nun alışageldik Human teması yenilenmiş ve 9.04 ve öncesinde kullanılan GDM (Açılış Ekranı) değiştirilmiş daha artistik olmuştu. 1 Ekimde duyurulan BETA sürümünü biz Alfa 6 kullanıcıları 3 ekimde alabilmiştik, zaten “görünürde” Alfa 6′dan çok farklı yenilikler içermiyor. GDM ekranında kullanıcı ekranı seçimi rengi açılış ekranının rengi ile uyumlu hale getirilmiş, Ubuntu Software Store adı “Ubuntu Software Center” olarak değiştirilecek, Uygulamalar menüsü altında önceden “Ekle/Kaldır”ın yerini almış. Software Store ismi zaten içinde paralı yazılımları barındırıyor izlenimi uyandırdığından, Software Center olarak değiştirilmesi iyi olmuş. Eski “Ekle/Kaldır” yazılımına ; Sistem > Yönetim menüsü altından ulaşabiliyoruz, sanırım Kararlı Sürüm (29 Ekim) çıktığında Ekle/Kaldır Uygulamasına son verilecek, Gelelim Yeniliklere ;

* Gnome 2.28.0 sürümünü içeriyor.
* Humanity adlı yeni bir tema var. Alfa 6′daki GUI değiştirilmemiş
* Panel menüsündeki mektup simgesi işlevi arttırılmış, menüye basınca ; Empathy, Pidgin ve Evolution Mail uygulamalarına ulaşabilirsiniz.
* Notify OSD ekranı yenilenmiş ve işlevi arttırılmış
* Dosya Paylaşım Uygulaması “Ubuntu One” Uygulamalar > İnternet ile Sistem > Tercihler menüsü altında ulaşılabilir.
* Linux kernel 2.6.31.1 üzerine 2.6.31-11.36 sürümünü içermekte
* NVIDIA Ekran Kartı sürücüsünün son sürümü eklenmiş.

Gelelim yaşadığım bazı sorunlara ;
* Empathy yazılımı Unicode hatası vererek açılmıyor. Sorun Alfa 6′dan devam etmekte. Muhtemelen, kararlı sürümde de Pidgin kullanmaya devam edeceğim.
* Alfa 5′te bir ara çalıştırabildiğim Ubuntu One ise Alfa 6 ve Beta sürümlerinde bağlanma hatası veriyor.

Uyarı: Henüz Beta sürümü olduğu için birçok sorunla karşılaşmanız mümkündür. Test sürümleri ileri seviye kullanıcılara önerilir.

İndirme Bağlantıları:
http://releases.ubuntu.com/releases/9.10/ (Ubuntu Desktop, Server, and Netbook Remix)
http://uec-images.ubuntu.com/releases/9.10/ (Ubuntu Server for UEC and EC2)
http://releases.ubuntu.com/kubuntu/9.10/ (Kubuntu Desktop and Netbook)
http://cdimage.ubuntu.com/xubuntu/releases/9.10/beta/ (Xubuntu)
http://cdimage.ubuntu.com/ubuntustudio/releases/9.10/beta/ (UbuntuStudio)
http://cdimage.ubuntu.com/mythbuntu/releases/9.10/beta/ (Mythbuntu)
http://cdimage.ubuntu.com/edubuntu/releases/9.10/beta/ (Edubuntu)

9.04′ ten yükseltme yapmak isteyenler için;

Eksik gnome paketleri için (ubuntu kullanıcıları için);
sudo aptitude install ubuntu-desktop
Eksik Kde paketleri için (kubuntu kullanıcıları için);
sudo aptitude install kubuntu-desktop
Son olarak her iki dağıtımın kullanıcıları ;
update-manager -d
veya
sudo do-release-upgrade -d

komutları ile yükseltme yapabilirsiniz.

Son olarak Kararlı Sürüm Adayı (Release Candidate) 22 Ekimde, Kararlı Sürüm (Final Release) 29 Ekim’de çıkacak..

Sisteminden bir kaç ekran görüntüsü ;

Ekran Görüntüsü