27 / 07 / 2008 METALLICA!


MetallicaNerden başlasak.. Nasıl yazsam? Koskoca Metallica bu, üzerine yazılacak çoğu şey hafif kalır. 27 Temmuz 2008 günü bu efsaneyi -bir aksilik olmadığı takdirde- dünya gözü ile görme şerefine erişmiş olacağım. Konser sonrası izlenimlerimi de burada yayımlayacağım. Heyecanımı tarif edemem🙂

1983 yılında ilk albümleri “Kill’em All” yayımlanana kadar Dave Mustaine (Megadeth) ile birlikte olan grubun asıl kurucuları NWOBHM (New Wave of British Heavy Metal) akımından etkilenen davulcu Lars Ulrich ve James Alan Hetfield’tır. Grup ilk demosunu “No Life ‘Til Leather” 1982 yılında yayımlar. Mustaine’in alkol problemi grubu başlangıç yapmadan sıkıntıya soktuğu için Mustaine gruptan kovulur. Kovulması sanki iyi de olur yoksa Megadeth gibi güzel bir Heavy Metal grubunu dinleme şansımız olmayabilirdi🙂 James Hetfield, Lars Ulrich, Kirk Lee Hammet ve efsanevi basist Cliff Burton‘la birlikte Metallica ilk albümü “Kill’em All” u yayımlar. Bu albüm heavy metal dünyasında patlar, bu albümle birlikte Metallica medyada ismini duyurmayı başarır. (Hatta albümdeki “No Remorse” parçasından ilham alıp(!) suç işleyen gençler yüzünden mahkemeye bile çıkarlar.)

Ride the lightningMetallica bir yıl sonra ilk albümü Kill’em All‘a göre daha oturmuş ikinci albümü “Ride The Lightning” i çıkarır. Metallica ve Heavy Metal tarihinin en iyi albümlerinden biridir. Hala büyük bir keyifle dinlenilen, Fade to Black, The Call of Ktulu gibi efsaneleşmiş, klasikleşmiş parçalar vardır albümde. Bunun yanı sıra For Whom the Bell Tolls isimli Ernest Hemingway klasiği romanın El Sordo karakteri ve dört adamının bir tepede kıstırıldığı can alıcı kesiti üzerine yazılmış aynı adı taşıyan parçaları da oldukça büyük etki yapmış ve bu müzik tarzında klasikleşmiştir. Metallica bu albümü ile dünya çağında bir üne kavuşmuştur. Metal dergileri Metallica’yı 1984 yılında yayımladığı Ride The Lightning albümü ile yılın en iyi grubu olarak seçmişlerdir.

Master of puppetsRide The Lightning albümünün ardından 2 sene sonra bir başka şaheser daha çıkarır Metallica, hayranlarının beklentisini fazlasıyla karşılayan bu albüm “Master of Puppets” albümüdür. Bu albüm efsanevi basist Cliff Burton’la birlikte çıkarılmış son albümdür. Cliff Burton, 1986 yılında İsveç’te bir konser dönüşü yaşanan trafik kazası neticesinde hayatını kaybetti. Bu albüm Thrash Metal dalında en iyi albümlerden birisi olarak kabul görür. Kısa sürede satış rekorları kıran albüm, Metallica’nın en çok satan albümlerinden birisi olmuştur. Master of Puppets albümü ile Metallica tüm dünyada tanınan bir grup olmuştur. Cliff Burton’ın ölümü ile grup büyük bir sarsıntı geçirse de, yola devam edeceklerini söyler. Metallica fanları bu albümle birlikte “Metallica ruhunun da öldüğünü” ilan ederler. Çoğu Metallica fanına göre Metallica’yı Metallica yapan Cliff Burton’dır. Otoriteyi ve itaat edenleri eleştiren anarşizan bir söylem taşıyan Master of Puppets adlı parça, Cliff Burton’ın bass riffleri üzerine kurulu olan Orion ve Damage Inc., Welcome Home Sanitarium gibi klasikleşmiş parçalara imza atmıştır Metallica.

and justice for all2 sene sonra Metallica yeni basçısı Jason Newsted ile birlikte art metal tarzında bir başka muhteşem albüme daha imza atar ; “… And Justice for All” Albümdeki bütün parçalar kusursuzdur. Ekolojiyi ve çevre sorunlarını konu alan açılış parçası “Blackened” ile başlayan albüm James’ın ailesine olan kızgınlığını anlattığı “Dyers Eve” parçası ile kapanır. Albümdeki “One” adlı parça 1990 yılında “En iyi metal performans” dalında Grammy Ödülü kazanmıştır. Bir askerin cephede yaşadıklarını ve savaş sonrası travmayı anlatan antimilitarist bir parçadır. Albüme adını veren ve “halls of justice painted green, money talking (Yeşile (dolara) boyalı Adliye Sarayları, para konuşur)” sözleri ile başlayan “… And Justice for All” parçası da Adaletin sistem tarafından kirletildiğini yozlaştırıldığını söylemektedir ve Metallica herkes için adalet istediğini haykırır. Umutsuzluğu ve bunalımı anlatan “Harvester of Sarrow” (Kederin Hasatçısı) ile insanı hüzne boğan melodisi ile “To Live is To Die” parçası.. Cliff Burton’a ithaf edilen bu parça sözleri ile de “when a man lies he murders / some part of the world / these are the pale deaths which / men miscall their lives / all this i cannot bear / to witness any longer / cannot the kingdom of salvation / take me home” (bir adam yalan söylediğinde dünyanın bir kısmını katleder bunlar soluk ölümler, insanların yanlış olarak hayat dediği bütün bunlara şahit olmaya daha fazla dayanamıyorum
kurtuluşun krallığı beni eve götüremez mi?) göğsümüzde ki sızıyı gözlerimizdeki yaşlara dönüştürür…

black album1991 yılında Metallica kendi adını taşıyan siyah kapaklı bir albüm yayımladı. (Halk arasında Black Album olarak ta bilinmekte) Metallica’nın en çok eleştirilen albümlerinden birisidir ve Metallica bu albümün ardından bir dönüşüm sürecine de girmiştir. …And Justice for All‘da hala genç ve vahşi bir tona sahip olan James Hetfield’ın sesi bu albümde değişim geçirmiş, oturmuş ve Metallica sounduna uygun bir tona dönüşmüştür. Albümde thrash metal sounduna uymayan ama bir o kadar da popüler olan “The Unforgiven“, “Nothing Else Matters” gibi rock ballad parçalar bulunmaktadır. Bu albüm Metallica tarihinin en çok satan albümüdür. Sadece heavy metal fanlarını değil, rock müzik fanlarını da cezbetmiştir.Ancak eski Metallica fanları bu albümle Metallica’nın artık bittiğini, köklerine ihanet ettiğini, Cliff’in anısını kirlettiğini ilan etmişlerdir. Ancak Metallica artık değişmişti buna paralel olarak rock müziğin çehresi de değişiyordu…

LoadMetallica hayranlarını 5 yıl beklettikten sonra hayranlarının daha büyük tepkisine yol açan, hayranlarını sinirlendiren “Load” adlı bir albüm yayımladı. Metallica bu albümü ile artık kulvarını Heavy Metal’den çıkartmıştı. Bu durum logosuna da yansımış M ve A harflerindeki keskinlik “yumuşatılmıştı” rock müzik olarak güzel bir albüm olsa da Metallica’ya yakışmayan bir albümdür bence.. Ardından çıkarttıkları ReLoad Load albümünden bile kötüdür. Bir yanlış anlaşılmayı açıklamak istiyorum Load ve Reload aynı anda kaydedilmiş albümlerdir, Load’un ardından Stüdyoya girilip ReLoad kaydedilmedi, insanlar Metallica Load’dan sonra inadına niye ReLoad adlı albümü çıkardı diye düşünebilir oysa Metallica 1996 yılında yükselen “Nu Metal” trendine kapılmış daha çok kitleye seslenmek uğruna köklerinde ki Heavy Metal ruhunu terk etmiş saçlarını kestirmiş logosunu yumuşatmış ve yola artık bu kulvarda devam etmek istediğini söylemiştir. O dönemde bazı Heavy Metal grupları da eski soundlarını terketme eğilimi içine girmişti, Ülkemizde o dönem yayımlanmakta olan “Non Serviam” adlı Heavy Metal / Rock dergisi bu trendi destekleyen açıklamalarda bulunmuş, Metallica’yı ve değişen diğer grupları eleştirenleri bağnazlıkla suçlamıştı..

Garage Inc.1998 yılında Metallica “Garage Inc.” adlı 2 kaset/cd den oluşan bir boxet yayımladı. Bu girişimi de ticari diye nitelendirenler oldu çünkü Metallica yeni birşey üretmemişti. Metallica etkilendikleri grupların onlara ilham veren parçalarını coverlamıştı. 1. disk yeni stüdyo kayıtlarından oluşuyorken 2. disk Metallica’nın eskiden yapmış oldu cover kayıtlarını içermektedir. Bu cover albümde ; Motörhead, The Misfits, Diamond Head, Black Sabbath, Mercyful Fate, Lynyrd Skynyrd, Thin Lizzy,gibi efsanevi Heavy Metal / Rock gruplarının parçalarının yanı sıra, Nick Cave and Bad Seed, Queen gibi Metallica sounduna göre farklı grupların da cover parçaları da yer alıyordu. “Die Die My Darling” , “Astronomy“, Loverman“, “So What” gibi güzel parçaları Metallica yorumu ile dinlemek başka bir keyf elbette. Metallica bu cover albümün kapağında eski logosunun çizimi kullanmış ve sanki Load ve ReLoad facialarını affettirmek ister gibi görünüyordu..

S.M1999’da Metallica, San Fransisco Senfoni Orkestrası ile birlikte 21 – 22 Nisan tarihlerinde verdikleri konser kayıtlarını içeren 2 disklik bir albüm piyasa sürdü. Bu konserde daha önce hiçbir albümde yer vermedikleri “No Leaf Clover” ve “Minus Human” adlı parçaları da seslendirmişlerdir. No Leaf Clover enfes bir parçadır, orkestra ile mükemmel bir uyum yakalamış, sözleri ve müziği ile Metallica’nın ne kadar önemli bir grup olduğunu haykırmaktadır adeta. Metallica, parçalarının senfoni ile ne kadar uyumlu olduğunu göstermiştir bu albümde, Senfoni orkestrası ile birlikte Metallica tarihinin köşe taşı olmuş bir çok parçayı yeniden yorumlamışlardır adeta ; The Call of Ktulu, Master of Puppets, For Whom the Bell Tolls, One, Enter Sandman, Wherever I May Roam, Sad But True gibi..

St.Anger2000’li yıllarda Napster davası ve bas gitarist Jason Newsted‘in gruptan ayrılması grubu içinden çıkılmaz bir yola soktu. Jason Newsted’ın ayrılmasının ardından bas gitarist arayışına giren grup bir süre aynı zamanda 1990 – 2005 yılları arasında prodüktörleri olan Bob Rock ile devam etti yoluna. Zaten eski Metallica fanları 1990’da Metallica soundunun “bozulmasından” Bob Rock’ı sorumlu tutuyordu, Hem mizah alanında hem de ülkemizde ki heavy metal / rock kültürünün elçisi olan Aptülika, Black Album çıktığından beridir Metallica’da ki bu “yozlaşmanın” tek sebebi olarak Bob Rock’ı gösteriyordu ve kinayeli bir biçimde ondan Bok Rock diye söz ediyordu🙂 2003 yılında bir süre Ozzy Osbourne‘un gitaristliğini yapan Rob Trujillo bas gitarist elemelerini kazanarak gruba katıldı. Lars ve James, Rob’un bas gitar stilinden çok etkilenmiş onda Cliff’in ruhunu gördüklerini söylemişlerdir. Ve 2003 yılında  Metallica 4 yıllık suskunluğuna son vererek “St. Anger” adlı albümünü yayımladı. St. Anger, Metallica tarihinin en garip albümlerinden birisidir. Oldukça çiğ gitar ve davul soundu, hiç solo olmaması, James’in sesinin stüdyoda temizlenmeden albüme konması gibi tuhaf durumları içermektedir. Buna karşın oldukça sert bir albümdür. Bir kısım fanlar çok beğenirken, bazıları nefret etmiştir. Metallica tarihinin en çok tartışılan albümlerinden birisi oldu. 2004 yılında Metallica, “Some Kind of Monster” adlı kendi çektikleri bir belgesel filmi piyasaya sürdü. Kendi adıma bir “ruh hastası” olan Lars’tan bir kez daha nefret ettim belgeseli izleyince :)) 2005 yılında Metallica, Bob Rock ile yollarını ayırdı. Şu anda yeni bir albümün stüdyo kayıtlarını hazırlamakta olan Metallica söylentilere göre Master of Puppets öncesi soundlarına döneceklerini açıklamış ve bir kez daha St.Anger gibi bir facia yaşatmayacaklarına dair fanlarına söz vermiş, Hetfield’ın açıklamasına göre bizi melodik bir albüm bekliyormuş.. göreceğiz :))

Metallica, Türkiye’de biri 1993 yılında İnönü Stadı’nda, diğeri de 1999 yılında Ali Sami Yen Stadı’nda olmak üzere iki konser verdi. Grup, 27 Temmuz 2008 tarihinde İstanbul’da Ali Sami Yen Stadyumu’nda konser verecek. Konser haberi Metallica resmi sitesinde Türkçe olarak yayınlandı : http://www.metallica.com/index.asp?item=600778

Ve evet 27 Temmuz’da Metallica 3. kez ülkemize geliyor, yolunu dört gözle bekliyoruz, önceki konserler oldukça heyecanlı geçmiş, ben gidememiştim ama şimdi Ali Sami Yen stadyumunda saha içinde biletim hazır.. Metallica efsanesini canlı dinlemek için :))) Konser sonrasını da sitemde duyuracağım..

LONG LIVE ROCK’N ROLL!! LONG LIVE HEAVY METAL!!

27 / 07 / 2008 METALLICA!” üzerine 2 yorum

  1. iğrenç bişiy. 27.07.1990 doğumlulara acıyorum.yani kendime. offff innsanlar 27 temmuz günü bişiy yapar dimi!..😦

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s