Chuck Palahniuk


Yıl 1999.. Fight Club adlı filmi gösterime girmişti. Sinemadan çıktığımda hissettiğim şey şoktu. Böyle bi film yapılabilir miydi? Ertesi gün aynı filme yine gittim. Neredeyse her kelimesinin altı çizilmesi gereken, yıllarca konuşulacak bir başyapıt izlemiştim ve Fight Club (Dövüş Kulübü) fanatiği olan herkes gibi ben de bu filmin olabildiğince daha fazla insan ulaşması için uğraştım. Daha sonra Dövüş Kulübünün “Chuck Palahniuk” adlı bir yazarın romanı olduğunu öğrendim. David Fincher’ın yarattığı görsellik en az kitap kadar başarılı, ki Chuck Palahniuk romanın film çıktıktan sonra yapılan basımında, filmi çok beğendiğini söylüyor. Ancak o zamanlar henüz Ayrıntı Yayınları kitabı türkçeye kazandırmamıştı. İçinde bulunduğumuz kapitalist sistemin yarattığı “tüketim arzusu” ve bu arzunun köleleri haline gelmiş toplumun buhranını işliyor Palahnuik, Anlatıcı (filmde Edward Norton canlandırmıştı ve oldukça başarılıydı), Tyler (In Tyler We Trust) adında bir karakteri yaratıp sisteme şenlikli, kanlı, yumruklu ve sonra sabotaj dolu bir isyan hediye ediyor. Tyler Durden (filmde Brad Pitt canlandırmıştı ve bence çok yakışmış) anarşist/nihilist bir portre, Antlatıcı neyse Tyler onun tam tersi, “özgür, çalışmıyor, sistemden nefret ediyor, zenginlerin yağlarından sabun yapıp yine zenginlere satıyor ve bu arada o yağlardan da bomba imal ediyor. Tyler çok zeki, yakışıklı, Anlatıcı’nın hiçbir zaman sevişemeyeceği gibi sevişiyor.. Ancak Tyler ölümden korkuyor” Şu sıra yazarın “Tıkanma” adlı romanını okuyorum ve emin olun başında da yazarın dediği gibi “Eğer bu kitabı okumaya niyetliyseniz, hemen vazgeçin! Kendinizi kurtarın. Televizyonda muhakkak daha iyi birşeyler vardır. Burada anlattığım şeyler sizi kızdıracak ve sonra herşey daha kötü olacak” Aşağıya Biyografi.info adlı siteden Chuck Palahniuk’un biyografisini aldım.

Kemal Mete

Amerikalı roman yazarı ve gazeteci. Asıl adı Charles Michael “Chuck” Palahniuk ‘tur. Tüketim toplumunu alaycı, keskin ve yaratıcı bir üslupla analiz etmiş, “Minimalist Yazarlık” akımının öncüsü olmuştur. Sosyolojik bir araştırma statüsünde de değerlendirilebilecek nitelikte romanlar yazmıştır. Palahniuk’u tüm dünya, David Fincher tarafından beyazperdeye uyarlanan romanı Fight Club ile tanımıştır. Hollywood’un ünlü yönetmenlerinin en çok çalışmak istedikleri yazarlardan biridir.

21 Şubat 1962’de, Carol Palahniuk ve Fred Palahniuk’un dört çocuğundan biri olarak Amerika’da dünyaya geldi. Çocukluk yılları doğduğu yer olanWashington’ın Burbank kentinde mütevazi bir evde geçti. Sonraları anne babası boşanan Palahniuk, 3 kardeşiyle birlikte büyükbabasının Doğu Washington’daki sığır çiftliğinde yaşamaya başlayacaktı.

20’li yaşlarında University of Oregon’s School’un gazetecilik bölümüne kaydoldu. Eğitimini sürdürürken bir yandan da Oregon’daki radyo istasyonu National Public Radio’da staj yapıyordu. 1986’da okuldan mezun olduktan sonra Portland’a yerleşti. Kısa bir süre lokal bir gazetede yazdıktan sonra kamyon imalatı yapan bir fabrikada tamirci olarak çalışmaya başladı. Bu dönem boyunca kamyonların onarılması için kullanım kılavuzları hazırlayan Palahniuk, gazetecilikle ilgilenme fırsatı bulamıyordu. Landmark Education tarafından düzenlenen seminerlere katıldıktan sonra fabrikadaki işinden ayrılma kararı alan Palahniuk, gazeteciliğe geri döndü. Ancak sadece gazetecilikle ilgilenmek istemediği için farklı projeler üzerine yoğunlaştı. Bu dönemde evsizler için yapılan bir barınma yurdunun çalışmalarında gönüllü olarak görev aldı. Ardından ölümcül derecede hasta insanların grup toplantılarıyla desteklenerek ağırlanması şartını koşarak bir yurtta çalışmaya başladı. Gönüllü olarak yaptığı bu işi kendisinin destek verdiği bir hastanın ölmesi sonucu bıraktı.

Palahniuk, Cacophony Society adındaki protest ve isyankar bir grubun da çalışmalarını yakından izliyor ve gruba üye olmak istiyordu. Cacophony Society tarafından gerçekleştirilen etkinliklerin düzenli katılımcılarından biriydi. Daha sonra yazacağı kurgusal ve kurgusal olmayan öykülere ilham verecek olan grubun etkinlikleri, etkisini en çok Cacophony Society’yi temel alarak yazdığıProject Mayhem in Fight Club’ta gösterecekti.

Palahniuk 30’larının ortalarında öyküler yazmaya başladı. Aralarında Tom Spanbauer’ın verdiği yazarlık workshop’u da olmak üzere bir çok yazarın kursuna devam etti. Tom Spanbauer, Palahniuk’un minimalist yazım tarzından çok etkilendi.

Chuck Palahniuk’un yazdığı ilk kitap, “Insomnia: If You Lived Here, You’d Be Home Already”, öyküsüyle hayal kırıklığı yaratınca basılamadı ancak yazar öykünün bir bölümünü daha sonra Fight Club’ta kullanacaktı.

Bir sonraki romanı “Invisible Monsters”’ın kaderi, kitabın yayıncılarca oldukça rahatsız edici bulunmasından dolayı ilk kitapla aynı oldu. Bu iki olumsuz yayın deneyiminden sonra Palahniuk en ünlü romanı olacak Fight Club’ı yazmaya başladı. Yayıncısını yeni kitabını basması için ikna etmeye çalıştıkça daha çok reddediliyordu. İlk işine geri dönen ve boş zamanlarında Fight Club’ın hikayesini yazan Palahniuk, 1995’te daha sonraları Fight Club’ın altıncı bölümü olacak Pursuit of Happiness ismini verdiği kısa hikayesini yayınladı. Ancak hikâyeyi genişletmek ve tam bir roman haline getirmek isteyen yazarın bu isteğine yayıncısından gelen cevap Palahniuk için oldukça şaşırtıcı oldu: Kitap basılacaktı.

Fight Club, yayınlandıktan sonra pozitif eleştiriler almasının yanında Pacific Northwest Booksellers Association ve Oregon Book Award’ın verdiği “En İyi Roman” ödüllerinin sahibi oldu. Kitaba Hollywood yolunun görünmesi de uzun sürmeyecekti. Çünkü yönetmen David Fincher, Fight Club’ı beyaz perdeye uyarlamak istiyordu. Film 1999’da tamamlanıp vizyona girdikten sonra, Amerika’daki birinci haftasında en çok izlenen film olmasına rağmen box-office’te hayal kırıklığı yarattı ve filmle ilgili yapılan eleştiriler çeşitlilik gösterdi. Fakat Fight Club’ı kült hale getirecek bir izleyici grubu vardı, zira DVD’si yayınlanır yayınlanmaz film büyük bir popülarite kazandı. Kitap 1999’da, film adaptasyonu hakkında yazarın önsözünün eklendiği 2004’te ve 2005 yıllarında olmak üzere toplam 3 kez yeniden yayınlandı.

1999’da Fight Club’un tüm dünyadaki büyük başarısından sonra Palahniuk oldukça trajik bir olay yaşadı. Babası Fred Palahniuk’un gazete ilanı aracılığıyla tanıştığı Donna Fontaine ile ilişkisi oldu. Ancak Fontaine’in cinsel istismar suçundan hapse attırdığı eski sevgilisi Dale Shackleford, hapisten çıktıktan sonra çiftin başına bela oldu. Dale Shackleford, Palahniuk’un babası Fred Palahniuk’u ve Donna Fontaine’i öldürdü. Babasını trajik biçimde kaybettikten sonra Palahniuk, Shackleford’a idam cezası verilip verilmemesiyle ilgili karar verme süreciyle başa çıkabilmek için kitabı Lullaby’ı yazmaya başladı.

Lullaby, Pacific Northwest Booksellers Association tarafından ödüle layık görüldü.

2003 eylülünde Entertainment Weekly’den Karen Valby ile yaptığı röportajda Palahniuk, Valby’nin sorusu üzerine, sanılanın aksine bir kadınla evli olmadığını ve birlikte olduğu kişinin bir erkek olduğunu ima etti. Palahniuk, Valby’nin iznini almadan bu bilgiyi okuyucularıyla paylaşacağına inandığı için, web sitesine Valby hakkında olumsuz yorumlarda bulunup gay olduğunu açıkladığı bir kayıt ekledi. Ancak durum farklıydı. Zira Valby, buna yazısında yer vermemişti ve vermeyecekti. Hayranları Palahniuk’un cinsel tercihleri yüzünden utandığını düşündü ve daha sonra yazar sitesinde bu kaydı yayınlamaktan dolayı duyduğu pişmanlığı dile getirerek hayranlarından özür diledi.

Aynı yıl web sitesi üyeleri tarafından hayatının anlatıldığı “Postcards from the Future: The Chuck Palahniuk Documentary” belgeseli çekildi.

Resmi fan sitesi The Cult’ın üyeleri, Palahniuk’un kendilerine ticaretin hilelerini öğrettiği workshoplara başladı. Yazar ayrıca sitede yazım stiliyle ilgili her ay bir done veriyor, kendisine sorulan soruları yanıtlıyordu.

Palahniuk, ayrıca kendi tarzı olan minimalist yazarlıkla ilgili olarak sitede verdiği bilgileri bir araya getireceği bir kitap projesi olduğunu açıkladı.

İngiliz grup Fightstar, Palahniuk’un sit-com’larda kullanılan gülme efektiyle ilgili teorisinden yola çıkarak bir şarkılarının ismini “Palahniuk’s Laughter” olarak değiştirdiler.

Ünlü müzik grubu Panic! at the Disco’s debut albümleri A Fever You Can’t Sweat Out’taki birçok şarkılarında, Palahniuk’un çalışmalarını referans aldılar.

Palahniuk’un edebiyat ve sinema dünyasında kült bir figür haline gelmesinden sonra, daha önce basılmayan kitabı “Invisible Monsters” revize edilerek “Survivor” adıyla yayınlandı. Yazarın New York Times’ta bestseller olan ilk kitabı ise Survivor’dan birkaç yıl sonra yayınlanan “Choke”tu. O tarihten sonra basılan her kitabı aynı ilgiyi görmeye ve aynı başarıyı kazanmaya devam eden yazar, tüm kitapları için dünyanın dört bir yanında tanıtım turları gerçekleştirmeye başladı.

Yazar 2003’te kitabı Diary of the Dead’nin promosyonu için çıktığı turnede, okuyucularına Haunted adlı kitabında da yayınlanacak ve mastürbasyon kazalarını anlatan hikayesi Guts’u okuduğunda, 35 kişinin baygınlık geçirdiği rapor edildi. Playboy dergisi Mart2004 tarihli sayısında hikayeye yer verdi, ancak Palahniuk’un yayınlaması için Playboy’a önerdiği ikinci hikayesi, dergi yöneticileri tarafından oldukça rahatsız edici bulunduğu için yayınlanmadı. Palahniuk 2004 yazında “Stranger Than Fiction: True Stories” için çıktığı tanıtım turunda, hikayeyi yine okudu ve bu kez baygınlık geçiren kişi sayısı 60’a yükseldi. Yazar bunun üzerine yaptığı açıklamada olaylardan rahatsız olmadığını ve okuyucularının olanlar yüzünden Guts’u ve diğer kitaplarını okumaktan vazgeçmeyeceğini belirtti.

Yazar son olarak yayın tarihi 12 Ekim 2007 olarak açıklanan “Zarour Files” isimli romanını yazmıştır ve mayıs 2007’de yayınlanacak “Rant” isimli kitabı için şu anda Kanada’da bulunmaktadır.

Chuck Palahniuk / Figh Club’tan

Biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük ama olmayacağız… Hepimiz heba oluyoruz… Bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş… Reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşindeyiz… Nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler alıyoruz… Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız… Bir amacımız yok; ne büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık…. Bizim savaşımız ruhani savaş… Ve bunalımımız kendi hayatlarımız…

“Sizin sevdiğiniz ile sizi seven asla aynı kişi değildir.”

Her şeyi yapabilecek kadar özgür olabilmen için her şeyini kaybetmen lazım

“Sahip olmak istediklerin, sana sahip olurlar.”

Bize inandırılan bu gerçek dışı dünyada yaşıyoruz, hiç bir teste tabii tutulmadığımız için neleri kurtarabileceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.”

Kitapları

Kurgusal

Insomnia: If You Lived Here, You’d Be Home Already (90’ların başında yazdı, yayınlanmadı)

Fight Club (1996)

Survivor (1999)

Invisible Monsters (1999)

Choke (2001)

Lullaby (2002)

Diary (2003)

Haunted (2005)

Rant (Yayın tarihi Mayıs 2007 olarak açıklandı.)

Zarour Files (Yayın tarihi 12 Ekim 2007 olarak açıklandı.)

Kurgusal Olmayan

Fugitives and Refugees: A Walk in Portland, Oregon (2003)

Stranger Than Fiction: True Stories (2004)

KAYNAK : http://www.biyografi.info/kisi/chuck-palahniuk

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s