Anarşist Ruhlu Sufi : Şems-i Tebrizi


derKi sitesinin 36. Sayısında bir yazıya rastgeldim; “Anarşist Ruhlu Sufi : Şems-i Tebrizi.. [1] Üzerinde oldukça düşünülmüş çalışılmış bir yazı, tavsiye ediyorum..

Şems-i Tebrizî, genel olarak, entellektüel ve akademik Mevlânâ’yı vecd halinde bir şaire dönüştüren eğitimsiz gezgin bir derviş olarak düşünülür”. Japon araştırmacı Masataka Takeshita genelde zihinlerde yer alan Şems algısını böyle ifade ediyor. Oysa gerçekte devrinin önemli ve itibarlı bir âlimi olan Mevlânâ gibi donanımlı bir şahsiyeti cezbedebilen ve bambaşka bir gönül sultanına dönüştüren Şems’in sıradan ve cahil bir derviş değil, bir mânâ okyanusu olduğunda hemfikir tüm tasavvuf uzmanları… Şems’in Makâlât’ının çevirmeni Mehmed Nuri Gençosman da” gerçekte Şemsin yeni fikirler, prensipler ve öğretim sistemi getirmiş keskin görüşlü bir bilgin” olduğunu vurguluyor. “Şüphesiz Tebrizli Şems hiç sıradan biri değildi” diyen İranlı Nasır Şemsi’nin ifadesiyle “Anlayışsızların gözünde olağanüstü, doğa ötesi ve hatta saçma görülen pek çok şey yapabilen”  bir insan Şems. İşte uzmanlarının gözünden anlaşılması imkansız ama sıradışı bir Allah adamı olarak Şems ve önemi….

Açıkçası Ahmet Ümit’in “Bab-ı Esrar” romanını okuyana dek Şemsi Tebrizi hakkında çok bilgim yoktu. Orhan Pamuk’un “Kara Kitap” ında da şöyle bir anımsıyorum.. Yaşamımın bu son 3-4 yılı İslam dini (ve diğer dinler) konusunda bilgi edinmekle geçiyor. Alevilik, Sufilerin, Melamilerin, Kalenderilerin, Bektaşilerin, Haydarilerin ve adını sayamadığım diğer “Heterodoks İslam” inançları ilgimi çekiyor.  [2], [3], [4], [5], [6] İslam’da ruhban sınıfı yoktur evet ancak şeyhlerin, şıhların sayısı da azımsanmayacak derecededir. İşte bu dervişler Allah ile Kul arasında hiç bir aracıya yüz vermemeyi, Allah’tan başka kimseye kulluk etmemeyi, dünya malına, mülküne tamah etmemeyi öğütlemeleri ile Anarşist bir ruh barındırırlar içlerinde..

Elif Şafak’ın “Aşk” romanı ile Şems’e olan ilgimin arttığını söylemeliyim. Mehmet Nuri Gençosman’ın çevirisi olan “Makalat” ı aldım ama henüz okuyamadım…

…Celaleddin Rumi yanında ilim erbabı olmak üzere at üzerinde şehrin sokaklarında ilerlemektedir. Önüne çıkan garip görünümlü bir yabancı atının yolunu keser ve bu âlime hayatının anlamını değiştirecek bir soru sorar:  “ Hz. Muhammed mi büyüktür, yoksa Bayazıd-ı Bistamî’mi?”.  Molla Celaleddin bu küstahça soruya kızgınlıkla cevap verir: “ Tabii ki peygamberimiz büyük. Bayazıd-ı Bistamî onun yanında kim oluyor ki…”. Garip yabancı bu cevaba yeni bir soruyla karşılık verir: “Peki ulaşılabilecek en son noktaya vasıl olduğu halde neden Peygamberimiz ‘Ya Rab, seni hakkıyla bilemedim’ derken, ondan daha düşük makamlara ulaşan Bistamî ‘Benim şanım ne yücedir’ dedi?”

Yazıyı okumak için : derKi Anarşist Ruhlu Sufi : Şemsi Tebrizi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s